Gecenin bilmem kaçıncı dilimi.. Dışarıda içine çektiğinde adeta çiğerleri donduracak bir soğuk.. Ve ben uykusu kaçmış kelimelerimi bir arada tutmanın teleşındayım.. Hep böyle olur nedense.. Önce sen...
(..çok zaman sonra belki de sen..) sesi soluğu kesilmiş bir aşkın ortasından yürüyoruz acılarımızı saramayacak kadar uzağız artık kirpiklerimizde beslenen düşler, yeni doğacak sevgililere miras düşünüyorum da, belki biz sevgiyi...
Yuregimdeki aciya , icimde kopan firtinalara daha ne kadar tahammul edebilecegimi bilmiyorum? Seni sensiz yasamayi ben cok uzaklardan gelirken terketmis olmak isterdim.Onume takilan her engeli...
Beklenmeyen bir anda geldin ve hayatımın tamda merkezine oturdun kaldın... Oysa ki sen davetsiz bir misafirdin sence de haddini aşmamış mıydın uzun zamandır kimsenin girmediği(giremediği)kalbimin...
Hadi uyandır beni söyle,gördüğüm zamansız bir rüya olmalı? Hadi git,uzaklaş,rüzgarın değmesin bana.Değmesin bakışların bakışlarıma.Tenimde kalmasın kokun.Hasretine vurulmasın aciz varlığım.Hadi git,değmesin ellerime sıcaklığı bir kez...
Susuyorum bugünlerde… Sustukça susuyorum. Konuşmasın istiyorum yüreğim… Haykırmasın hissettiklerini… Dökmesin içindekileri… İçin için ağlıyor ama sesi çıkmıyor yüreğimin… Usul usul acılarının denizinde boğuluyor sessizce… Hala...
Daha gün batmadan yazılır gecenin kaderi " Çekilmiş yüzüm… Ortasında gecenin, sıkışmış kalmışım kuytularına… Acımasız karanlıkların da, takılmış gözlerim bir boşluğa anlamsızca… Ve gözlerimi...
Birgün daha geçti sensiz.Ben yine aynı bilgisayar başında, radyomun sesini az açmış zamanımı ve işimi bitirmeye çalışıyorum.Öyle hasretimki yıldızlar altında seninle oturmaya, Deniz kenarında oturup...
Bu gecenin tarifi imkansız... acıların en koyusu yüreğimde,elime aldığım basit bir kalemle asilce seni anlatmaya,seni yaşamaya çalışıyorum.. SEN..deli mavi hoyrat esinti.. SEN..yüreğimin üstüne kapanmaz yaralar...